Küçükçekmece’de yaşanan olayda, basın mensuplarına yönelik gerçekleştirilen fiziki saldırı kamuoyunda büyük tepki topladı. Sol Parti üyeleri tarafından yapılan basın açıklamasının ardından gazetecilere yönelik darp ve ekipmanlara zarar verme olayı yaşandı.
Olay, geçtiğimiz günlerde Sefaköy Halkalı Caddesi üzerinde, eski Arel Üniversitesi önünde asılan pankartla başlayan adli sürecin devamında meydana geldi. Pankartla ilgili başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan üç Sol Parti üyesi, emniyetteki işlemlerinin ardından “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla **Küçükçekmece Adliyesi**ne sevk edilmiş, çıkarıldıkları nöbetçi mahkemece ev hapsi kararı verilerek serbest bırakılmıştı.
Ev hapsi kararının ardından adliye önünde toplanan ve Sol Parti yöneticisi ile üyesi oldukları tespit edilen bir grup, basın açıklaması yaptı. Açıklamayı takip etmek ve kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla adliyeye gelen Küçükçekmece TV ve Çekmece Gündem Gazetesi muhabirleri, basın açıklamasının sona ermesinin hemen ardından fiziki saldırıya uğradı.
Saldırı sırasında gazeteciler darp edilirken, kamera ve mikrofonların kırıldığı öğrenildi. Olay, adliye önünde görev yapan polis ekiplerinin araya girmesiyle büyümeden kontrol altına alındı.
Yaşanan saldırı anının polis kameralarına yansıdığı, saldırıya karışan kişilerin tespit edildiği bildirildi. Saldırıya uğrayan basın mensupları, darp ve ekipmanlara verilen zarar nedeniyle şikâyetçi oldu.
Daha sonra tarafların avukatlarının devreye girmesiyle görüşmeler yapıldı. Yapılan görüşmeler sonucunda, saldırı sırasında kırılan kamera ve mikrofonların maddi bedellerinin karşılanması şartıyla tarafların karşılıklı olarak birbirlerinden şikâyetçi olmadığı öğrenildi.
Gazetecilere yönelik gerçekleştirilen bu saldırı, basın camiasında geniş yankı uyandırdı. Meslek örgütleri ve gazeteciler, basına yönelik her türlü şiddetin kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, olayın açık bir basın özgürlüğü ihlaliolduğunu ifade etti.
Basın mensupları adına yapılan değerlendirmede şu ifadelere yer verildi:
“Gazeteciler, kamuoyunu bilgilendirmek için görev yapmaktadır. Basına davet edilip ardından darp edilmek kabul edilemez bir çelişkidir. Kameralara ve mikrofonlara yapılan saldırı, doğrudan halkın haber alma hakkına yöneliktir.”
Olayın ardından yapılan açıklamalarda, basın özgürlüğünün demokratik toplumların temel unsurlarından biri olduğu hatırlatılarak, gazetecilere yönelik şiddetin normalleştirilmesine asla izin verilmeyeceği vurgulandı.
Kamuoyundaki tepkiler sürerken, “Basın hürdür, özgürdür ve susturulamaz” mesajı bir kez daha güçlü şekilde dile getirildi.
Yorumlar